Gece Öksürüğü ve Uyku Kalitesi Üzerine Balın Etkisi: Çift Kör, Randomize, Plasebo Kontrollü Çalışma

Gece Öksürüğü ve Uyku Kalitesi Üzerine Balın Etkisi: Çift Kör, Randomize, Plasebo Kontrollü Çalışma

Gece tek doz 3 bal ürününün (ökaliptus balı, narenciye balı ve “labiatae” balı) çocukluk çağı üst solunum yolu enfeksiyonu (URIs) ile ilişkili gece öksürüğü ve uyku güçlüğü üzerine olan etkisinin plasebo (“silan date extract”) ile karşılaştırılması amaçlanmış.

Birbirini izleyen iki gün anket uygulanmış; çift kör randomizasyon planına göre, uygulamanın ilk gününde, bir önceki akşam hiçbir ilaç kullanılmamış olan katılımcılara, izleyen gün, çalışma preperasyonları yatmadan önce verilmiş. Altı genel pediatri polikliniğine üst solunum yolu enfeksiyonu ile başvuran, gece öksürüğü olan hastalık süresi ≤7 gün olan 1-5 yaş arasında 300 çocuk katılmış. Uygun olan çocuklara gece yatmadan 30 dakika önce 10 gr ökaliptus balı, narenciye balı ve “labiatae” balı veya plasebo verilmiş. Sonuç olarak öksürüğün şiddeti, rahatsız edici niteliği ve sıklığı, çocuk ve ebeveyn uyku kalitesi değerlendirilmiş.

Tüm üç bal ürünü ve plasebo grubunda önceki geceden tedavinin uygulandığı gece süresince düzelme saptanmış. Ancak bal gruplarındaki düzelme tüm değerlendirmeler açısından daha etkili görülmüş.

Aileler üst solunum yolu enfeksiyonu nedeniyle olan gece öksürüğü ve uyku güçlüklerinin önlenmesinde bal ürünlerine daha yüksek oranda oy vermiş. Sonuç olarak; balüst solunum yolu ile ilişkili öksürük ve uyku güçlüklerinin tedavisinde tercih edilebilir.

Pediatrics Aug 2012

Aşı Sonrası Ateşli Havale ve Epilepsi Riski

California, Los Angales, Aarhus Üniversitesi ve Danimarka’daki diğer merkezlerde, 3, 5 ve 12.ayda uygulanan “DTaP-IPV-Hib” aşısı sonrası ateşli havale ve epilepsi gelişme riski araştırılmış. Danimarka’da 2003 ve 2008 yılları arasında doğan ve 2009’a kadar izlenen 378834 çocuğun yer aldığı kohort çalışmada, her aşı uygulanmasından sonraki ilk 7 gün içerisinde ateşli havale ve 7 yıllık süre içerisinde epilepsi gelişme riski değerlendirilmiş.

18.aydan önce 7811 çocuk ateşli havale tanısı almış olup, 17 tanesi ilk dozdan, 32 tanesi ikinci dozdan ve 201 tanesi de 3.dozdan sonraki ilk 7 gün içerisinde tanı almıştır. İlk, 2.ve 3.dozlardan sonra ateşli nöbet geçirme oranı sırasıyla; 5.5/100000 kişi, 5.7/100000 kişi ve 13.1/100000 kişi olarak saptanmıştır.

Yedi yıllık izlem boyunca 131 aşılanmamış ve 2117 aşılanmış çocuk epilepsi tanısı almıştır. Bunların 813 tanesi 3 ve 15.aylar arasında ve 1304 tanesi ise daha sonraki yaşlarda tanı almıştır. Aşılanmayan çocuklarla karşılaştırıldığında, aşılanan çocuklarda 3-15.aylar arasında epilepsi riski daha düşük iken (HR 0.63), daha sonraki yaşlarda riskin benzer olduğu görülmüştür.

Sonuç olarak; ilk iki “DTaP-IPV-Hib” aşı sonrası ateşli nöbet riski küçük oranda artmış olsa da daha sonraki izlemlerinde epilepsi riski artmamıştır.

JAMA 2012; 307(8):823

SEZARYEN DOĞUM VE İLK OTOAKUSTİK EMİSYON TESTİNDE BAŞARISIZLIK

Yenidoğan işitme taraması bazen başarısızlıkla sonuçlanmaktadır. Araştırmacılar sezaryenle (CD) doğan bebeklerde, vajinal doğanlara (VD) göre ilk otoakustik emisyon (OAE)testinde başarısızlığın daha sık olduğunu fark etmişler. Bu durum annede anksiyeteye neden olmaktadır. Bu çalışmada doğum şeklinin ilk OAE testi üzerine olan etkisi araştırılmış.

Çalışmada 35 haftanın üzerinde doğan 1653 bebeğin tümünde taburculuk öncesi OAE testi değerlendirilmiş. Perinatal-neonatal değişkenler ve OAE sonuçları retrospektif olarak kaydedilmiş.

VD’larla karşılaştırıldığında, CD bebeklerin gestasyon yaşı ve 1.dakika Apgar skorlarının daha düşük olduğu, SGA oranının daha fazla olduğu, ilk OAE testinin daha erken yapıldığı görülmüş. Tek değişkenli analizlerde; CD, erkek cinsiyet, gestasyon yaşının 35-37 hafta arasında olması, doğum ağırlığının ≤ 2500 gr, SGA, ilk OAE testinin daha erken yaşta yapılmış olmasının ilk OAE testinde başarısızlıkla ilişkili olduğu saptanmış. İlk 48 saatten önce doğum ağırlığı 2501-4000 gr arasında, CD öyküsü olan bebeklerde, VD’lar ile karşılaştırıldığında ilk OAE testinde başarısızlık oranının 3 kat daha fazla olduğu (%20,7 vs %7,1) görülmüş. Çok değişkenli analizlerde değişkenlerden bağımsız olarak ilk OAE testindeki başarısızlıkla ilişkili olarak bakıldığında; erkek cinsiyet (OR 1.42 [1.02–1.98]), CD (acil CD: OR 3.18 [2.21–4.57], elektif CD: OR 3.32 [2.04–5.42]), ilk OAE testi saati 12-23 saat arasında olması (OR 3.1 [2.1–4.58]) ve SGA (OR 2.2 [1.15–4.28])’nın anlamlı olduğu saptanmış.

Sonuç olarak; CD’un ilk OAE testinde başarısızlıkla ilişkili olduğu bulunmuştur. Bunun orta kulaktaki sıvı retansiyonu ile ilişkili olabileceği speküle edilmiştir. CD sonrası ilk OAE zamanınınpostnatal 48.saatten sonra yapılmasının testin sonuçlarının düzelteceği ve annedeki anksiyeteyi azaltacağını vurgulamışlar.

Pediatrics 2012;130 e95-e100

Kritik Hasta Çocuklarda Vitamin D Eksikliği

Vitamin D kardiyovasküler ve immun sistemi etkilemektedir. Bu çalışmada kritik olarak hasta olan çocuklarda vitamin D eksikliği prevelansını ve 25-hydroxy vitamin D (25(OH)D) düzeylerini etkileyen faktörleri saptamayı amaçlamışlar. Ayrıca ciddi enfeksiyonu olan çocuklarda ve hastalık şiddeti artmış olanlarda düzeylerin daha düşük olabileceğini ileri sürmüşler.

Kasım 2009-Kasım 2010 yılları arasında ciddi veya kritik hastalığı nedeniyle pediatrik yoğun bakıma kabul edilen 511 hasta çalışmaya alınmış. Yoğun bakıma kabulden sonra kanları alınarak 25(OH)D konsantrasyonları “Diasorin radioimmunoassay” yöntemi kullanılarak analiz edilmiş.

Ortalama 25(OH)D düzeyi 22.5 ng/ml olup; hastaların %40.1’inde 25(OH)D eksik (düzey < 20ng/ml) saptanmış. Çok değişkenli analizde yaş ve ırkın 25(OH)D eksikliği ile ilişkili olduğu; yaz sezonu, vitamin D süplementasyonu ve formula alımının koruyucu olduğu görülmüş. Hayatı tehdit eden enfeksiyon nedeniyle yoğun bakıma kabul edilen 238 çocukta (%46.6) başlangıçta 25(OH)D düzeyleri düşük değil iken, septik şok geliştiğinde (n=51, %10)  bakılan ortalama 25(OH)D düzeyi 19.2 ng/mL bulunmuş; P = .0008. Eksiklikle ilişkili faktörler ayarlandıktan sonra, en düşük düzeyler yattıkları günkü hastalık şiddeti ile ilişkili bulunmuş (OR:1.19, “Pediatric Risk of Mortality III” skorundaki her bir çeyreklik artış 25(OH)D düzeyinde 5 ng/ml azalmaya neden olmuş, % 95 CI 1.10–1.28; P < .0001).

Sonuç olarak; kritik hasta çocuklarda vitamin D eksikliğinin yüksek oranda olduğu bulunmuş. Kemik gelişimive immünitede D vitamininin rolleri göz önüne alındığında, vitamin D eksikliği için risk faktörü olan kritik hasta çocukların taranması ve etkili replasman tedavisnin uygulanması vurgulanmış.

Pediatrics Aug 2012

Hamilelik Sırasında Kafein Alımı ve Çocukların 5-6 Yaşında Davranış Problemi Riski

Hamilelik sırasında kafein alımı ve çocukların davranışsal sonuçlarını araştıran insan çalışmaları yetersizdir. Prospektif olarak dizayn edilen bu araştırmada, hamilelik sırasında kafein tüketiminin 5-6 yaşlarında çocukların davranışsal problemleri ile ilişkisi araştırılmıştır. Çocuğun cinsiyeti ve annenin sigara içmesi ile fetal gelişme geriliği ve gebelik yaşı gibi sonuçları etkiyebilecek nedenler de değerlendirilmiştir.

Toplum tabanlı etnik doğum kohortuna göre, diyette kafein alımı, hamileliğin 16.haftasında (kahve, kafeinlenmiş çay ve kola) değerlendirilmiş (annenin kendi raporuna göre, n=8202). Beş yaşında, çocukların duygusal sorunları, davranış sorunları, hiperaktivite / dikkat eksikliği problemleri, akran ilişki sorunları ve olumlu sosyal davranışları “Strengths and Difficulties Questionnaire “ anketi ile anne ve öğretmenin (n = 3439) her ikisi tarafından değerlendirilmiş. Analizler anne yaşı, etnik köken, evli olmadan beraber yaşama, eğitim, sigara ve hamilelik sırasında alkol tüketimi, çocuğun cinsiyeti, ailenin büyüklüğü, doğum öncesi anne anksiyete durumu gibi değişkenler için ayarlanmış.

Kafein alımının davranış sorunları veya yetersiz sosyal davranışlar için daha yüksek bir riske sahip olmadığı saptanmış. Ne çocuğun cinsiyetinin ne de fetal büyüme kısıtlılığı ve gebelik haftasının bu sonuçlar üzerine etkisi olduğu gösterilememiştir.

Sonuç olarak; beş yaşında değerlendirildiğinde çocukların davranış problemleri üzerinde kafeinin intrauterin maruziyetinin gelişimsel programlama üzerinde etkileri olduğuna dair bir kanıt bulunamamış. Mevcut sonuçlar, çocuklarının davranış problemleri önlemek için hamilelikte kafein alımını azaltmayı önermek gibi bir tavsiyeyi önermemektedir.

Pediatrics 2012

Aşılar ve Çölyak Hastalığı

İsveç aşı programı ile bebeklerde çölyak hastalığı (ÇH) görülme oranı ve ÇH gelişme riski arasında bir ilişki olup olmadığının değerlendirilmesi amaçlanmış.

Tüm çalışmalar ulusal İsveç çocukluk çağı çölyak hastalığı kayıtlarına dayandırılmış. Aşılar; difteri / tetanoz, boğmaca (asellüler), çocuk felci (inaktif), Hemofilus influenza tip b (konjuge), kızamık / kabakulak / kızamıkçık ve artan tüberküloz riski olan çocuklarda zayıflatılmış bacillus Calmette-Guerin (BCG). Bulgular doğum kohort analizine tabi tutulmuş.

Boğmaca aşısının uygulama girme zamanı ile ÇH görülme oranlarındaki azalma zamanının örtüştüğü görülmüş. Ancak, ne boğmaca aşısı (OR: 0.91,% 95 CI, 0,60-1,4), ne de Hemofilus influenza tip b veya kızamık / kabakulak / kızamıkçık aşısı ile ÇH arasında ilişkili bulunmamıştır. Difteri / tetanoz  ve çocuk felci aşılarının uygulanma oranı % 99 idi. BCG uygulanması ile ÇH riskinde azalma arasında bir ilişki saptandı (aOR:  0.54, % 95 CI; 0,31-0,94). Genel olarak BCG aşısının uygulamadan çıkarılması, 15 yaşında ÇH görülme sıklığını etkilememiş.

Sonuç olarak; ulusal İsveç aşı programına göre erken aşılar ile ÇH riski ve epidemileri arasında bir ilişki saptanmadığı görülmüştür. BCG aşısının koruyucu etkisinin olduğu görülmüştür, bunun için ise daha ileri araştırmalara gerek olduğu vurgulanmıştır.

Pediatrics 2012;130 e63-e70

Gıda Allerjisi

Çocuklarda gıda allerjisi yaklaşık % 8 oranında görülmektedir. Bu oran taze sebze ve meyve tüketen çocuklarda, hazır veya paketlenmiş gıda tüketenlere göre çok daha düşüktür.

Duyma ve ses çıkarma

Bebeğiniz nasıl insan yüzünü diğer objelere tercih ediyorsa insan sesini de diğer seslere tercih eder. Sıcaklık, rahatlık ve yemekle ilişkilendirdiği için anne sesine duyarlıdır.

Kendinizi bebeğinizle konuşurken dinleyin. Sesinizi yükselttiğinizi, konuşma hızınızı yavaşlattığınızı, bazı noktaları abarttığınızı, gözlerinizi ve ağzınızı normalden fazla açtığınızı farkedeceksiniz. Bu yaklaşımın tüm bebeklerin dikkatini çekmesi garantidir. Onun gülümsemesiyle sonuçlanacaktır.

Pozisyona bağlı plagiosefali (Kafa şekil bozukluğu)

Pozisyona bağlı plagiosefali, kafatasının genel olarak bir tarafının düzleşmesiyle oluşan asimetrik şekle verilen isimdir.

Kanada’da yapılan bir araştırmada hayatın 7-12.haftaları arasında sıklığının %46.6 olduğu görülmüştür. Plagiosefalisi olanların tümü değerlendirildiğinde ise, %63.2’sinde sağ tarafın etkilendiği, %78.3’ünün ise hafif olduğu görülmüştür.

 

Bu resim “blog.ergobaby.com” adresinden alınmıştır.

Çocuklarda Kronik Öksürük

Dört haftadan uzun süren öksürüğe kronik öksürük denir. En sık nedeni solunum yolu enfeksiyonlarıdır. Diğer taraftan konjenital anomaliler, genetik hastalıklar, havayolu tıkanıklıkları, enfeksiyon, astım, neoplazi ve psikojenik nedenler kronik öksürüğe neden olabilir.

Kronik öksürüğü olan çocuğun detaylı öyküsü, fizik incelemesi, göğüs filmi ve gerekli durumlarda solunum testleri incelenmelidir.